Şubat 06, 2026

"...
Yeni bir ülke bulamazsın
başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir..."

Kuşkusuz Kavafis bu dizeleri başka bir şehre yazdı. Hep arkasından gelen, denizi, rüzgarı bol bir şehre. Ankara'ya değil.

Saat sabahın 5'i. Bir dinlenme tesisinin soğuk bir masasında sıcak, iki bardak çay. Arkamda o sevmediğim şehri bırakıp yine yola düşmüşüm. Nereye? İçinde yaşayanlar, onu anlayanlar dışında kimsenin sevmediği bir şehre doğru. Denizsiz, soğuk bir şehir. Ankara. Yakamdan düşmeyen Ankara.

Ömrümde ilk kez ayaklarım geri geri giderek vardım Ankara'ya. Korktum. İnsan sevdiklerini kaybetmenin korkusunu hep içinde büyütüyor, yaşına, yaşadıklarına rağmen o korku hep bir filiz: hep büyüyen. Neyse ki korkularım bu sefer beni esir almadı. Ancak ardından gelen koca bir yüzleşme. O şehirden, o evden, yaşadığım evlerin arasında en çok "evde" hissettiğim o evden artık kopacak olmanın gerçekliği. Seni de bir gün arkamda bırakacağımı nereden bilebilirdim ki gri, soğuk şehir? "Nereye gitsem arkamdan geleceksin"

Koşarak bir yere varmaya çalışan, ama sürekli tökezleyen, yürümeyi yeni öğrenmiş çocuğun adımlarıyla geçip gitti günler. Nihayetinde bu hiç sevmediğim şehre geri döndüm. Arkamda bozkır, aklımda o uzun, geniş caddeler. Her sabah başka bir güzellikle aydınlanan gökyüzü. Sevdiklerim...

İnsan bir şehirle bozuşur mu?


"...
Dur, daha gitme yolumuz uzun
Zamanı gelir elbet başka kalplere dokunuruz
...
yine
Gökyüzünde buluşuruz, Ankara'yla bozuşuruz"

Seni özleyeceğim Ankara. Çok özleyeceğim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder