Saat sabahın 5'i. Bir dinlenme tesisinin soğuk bir masasında sıcak, iki bardak çay. Arkamda o sevmediğim şehri bırakıp yine yola düşmüşüm. Nereye? İçinde yaşayanlar, onu anlayanlar dışında kimsenin sevmediği bir şehre doğru. Denizsiz, soğuk bir şehir. Ankara. Yakamdan düşmeyen Ankara.
Ömrümde ilk kez ayaklarım geri geri giderek vardım Ankara'ya. Korktum. İnsan sevdiklerini kaybetmenin korkusunu hep içinde büyütüyor, yaşına, yaşadıklarına rağmen o korku hep bir filiz: hep büyüyen. Neyse ki korkularım bu sefer beni esir almadı. Ancak ardından gelen koca bir yüzleşme. O şehirden, o evden, yaşadığım evlerin arasında en çok "evde" hissettiğim o evden artık kopacak olmanın gerçekliği. Seni de bir gün arkamda bırakacağımı nereden bilebilirdim ki gri, soğuk şehir? "Nereye gitsem arkamdan geleceksin"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder