Oysa gökyüzü bütün mümkünlere gebe bir şeydir. Çocukluk gibi.
"Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
Hiçbir yere gitmiyor."
Mümkünlerin tükendiği böyle bir şehirde gökyüzüne inanmayı da bırakıyor bir yerden sonra insan.
Peki böyle bir durumda neye tutunmalı? Hayallere mi?
Hayır.
İnsan ancak bir ihtimale tutunur.
Kilometrelerce uzakta olsa da o sevdiğin dostla bir gün bir şehir meydanında, yan yana sandalyelerde oturup sessizliği paylaşabilmenin ihtimaline tutunur.
Özleyince kavuşabilme ihtimaline tutunur.
Hayali ihtimalden ayıran o çizgiye tutunur. O hafifliğe tutunur -varolmanın hafifliği budur belki de.
Olan ve olması mümkün olan arasındaki hafiflik.

