Lodosta başı ağrımayanlara çok imreniyor şair, öyle yazmış bir şiirinde. İki gündür lodosu, yağmuru, rüzgarıyla yeterince kaos yarattı İstanbul. Sanki bir kaos yaratmaya ihtiyacı varmış gibi...
Yine de Ekim güzel ay. Yazdan kalma güneş hâlâ sırtımıza vuruyor. Sırtımızda o meşhur hırkalar, yürüyoruz. Özlem doluyuz. Neyi, hangi günleri, kimi özlediğimizi bazen bilerek, bazen bilmeyerek.
Çantamda bir kitap, Melisa Kesmez'in bir öykü kitabı. Anıları her yere taşıyorum. O kitabı, bir ay önce Üsküdar'da bir kitapçı rafından almışım. Tam bir ay önce, bir Eylül akşamı. Dünyanın en güzel akşamı belki. Bana güzel günleri, o günlerde yanımda olan insanları hatırlatan şeyleri, nesneleri, yuvasına bir şeyler taşıyan karıncalar gibi, yanımda taşıma huyum var. Anıları, anları, o anlarda yanımda olanları unutmamak için. Bazı anlar asla unutulmamalı öyle ya.
Neyse ki hâlâ
"bu dünya güzel,
Gülhane ağaçlık."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder