Ağustos 20, 2014

Ankara Günlükleri-2: Kumrular Caddesi'nde bir sokak lambasıyım


"Merhabalar" diyen o çocuğun sesini duyuyordum, birden. Kumrular Caddesi'nde bir ara sokakta oturuyordum. Yalnız değildim. Ankara'ya gelirken de yalnız olmam gerekir zehabında değildim, güzel ağamın söylediğinin aksine. O akşam henüz o naif şarkıyla tanışmamış, henüz birlikte birer kahve içmemiştik, biri şekerli diğeri şekersiz. Akşam yavaş yavaş iniyordu şehre. Bir ara sokakta oturuyorduk, iki kişi. Önümüzden insanlar geçiyordu, çoğu sessiz. "Hayır, ben öyle değilim, olamıyorum. Kimden neyi saklamalı?"

Bu sokakta aynı köşede kaç kere oturduk, kaç kere dünyanın yükü daha da ağır hissettirdi kendini? O kadın kaç kere uzaklara baktı, kaç kere yolun karşısından geçip giden insanlar hakkında fikirler yürüttük, kaç kedi geçti önümüzden? Kumrular Caddesi'ndeki onlarca sokak lambasından biriydim o akşam. Işığıma razı olamıyordum. Gitmek isteğiyle dolup taşıyordum. Gidecektim de, biri beni buralardan sürükleyerek götürecekti. İçine gömüldüğüm betondan sökülüp götürülecektim. Gidecektim. Buna ihtiyacım vardı.

Ama o ses? Bir kadınla bir adam geçiyor iki adım önümden. "Akşama yemeğin yanına salata da yapalım." İki kişilik bir masada oturuyorlar, eve gidip. Kadın sofrayı kuruyor, adam salatayı yapıyor. Bol yeşillik seviyor adam salatada. Domatesleri ince ince doğruyor. Bir ara gülümsüyor kadına bakıp. O an mutlular, o an. O anın fotoğrafını çekiyorum. Film bitiyor, bir poz daha yok.

"Merhabalar" diyor çocuk yeniden. Dönüp arkama bakıyorum, yok. Bir merhabayı dahi ikiye çoğaltan bir çocuk neden iki kişilik bir masada oturmaya tereddüt etsin diye düşünüyorum. Bir cevap bulamıyorum. "Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım."

Şarkının adı, zayıf, kıvırcık saçlı çocuğun söylediği çoğul cümle ile aynı. Dün gece bir ara yağmur yağdı, kalkıp apartmanın önündeki sokak lambasını seyrettim biraz. Gölgesine razı ve mutlu görünüyordu. Asla onun gibi olamayacağımı biliyordum. Dönüp bir bardak doldurdum, eflatun. Gün ağarıyordu. Yine aynı şarkı.

Bu şehirden uzakta olan o çocuğu o gün, bu şehrin en sevdiğim sokağında bıraktım. O orada yoktu, hiç olmamıştı. Ben onu buldum, getirdim ve o sokağa bıraktım, o sokak lambasının altına. Ben gölgeme asla razı olamayacağım. Elbet gidecektim, belki bu denli erken değildi ama gidecektim. Onu, orada bıraktım. Mutlu anılarla. Ben ise gideceğim. Güneş doğuyor. Şarkı aynı.

Merhabalar.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder